Türk Halk Musıkîsi Ezgilerini Derleme Çalışmaları Tarihçesine Kronolojik Bir Bakış



Ziya Gökâlp’ in ütopik görüşlerinden ilham alınarak belirlenen müzik politikası sonucu “millî musikî” olarak adlandırılan ve ana malzeme olarak seçilen halk türkülerinin en doğru kaynağından alınacak verilerle tesbiti için, 1926’ da Anadolu’da köy odaklı bir derleme seferberliği başlatılır. Bu çalışmalar başladığında Cemal Reşit Rey de zaten halk türkülerini çok seslendirme denemelerine başlamıştır.
Aslında bu konu, yani halk musikisi eserlerinin derlenmesi Cumhuriyet öncesinde başta Rauf Yekta Bey olmak üzere dönemin aydınlarınca sürekli talep edilmesine rağmen bir tülü uygulamaya geçilememiştir.
Derleme yapmak amacıyla gidilen ilk bölgeler Akdeniz, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu olur. Yusuf Ziya Demircioğlu başkanlığında bir heyet, 1926 Temmuz’ unda araştırmasına buralardan başlar. Sırasıyla Adana, Gaziantep, Urfa,Niğde, Kayseri ve Sivas illeri dolaşılır.
1927’ de aynı heyet bu kerre Konya, Manisa ve Aydın havalilerine gider. Ertesi yıl Derleme Heyeti Kastamonu, Çankırı, Ankara, Eskişehir, Bursa’ dadır. 1929 senesinde Heyet Karadeniz’ deki dördüncü gezisinde, Trabzon, Rize, Gümüşhane, Bayburt, Erzincan, Erzurum, Giresun ve Sinop illerinde derledikleri ürküleri kayda alıp dönerler.
Son giden Hey’ etin başında yine Yusuf Ziya Demircioğlu ile beraber, M.R.Gazimihal, Ferruh Arsunar, Muhittin Sadak ve Rauf Yekta Bey vardır.
Aynı yıllarda İstanbul Belediyesi Konservatuarı da halk oyunları ve türkülerini derlemektedir. Bu çalışmalar yapılırken, devrin şartları içinde sürpriz bir çalışma daha olur. Bu kurum halk oyunları ve müziğinin yanında “Tekke” ve “Mevlevî” müziği repertuvarında bulunan ilâhi, kaside, ayin v.d. formlardaki eserleri de derler ve topladıkları eserleri “DEFTER” ismi ile, 14 kitap olarak yayımlar.
Devrin şartlarından dolayı heyetin çalışmaları 10 sene kadar bir kesintiye uğrar. Bu arada Ankara’ da Devlet Konservatuarı kurulmuştur. Derleme çalışmalarında, nöbeti artık Konservatuvar alır. Bu çalışmaları, Hasan Ferid Alnar, Necil Kâzım Akses, Ulvi Cemal Erkin, Halil Bedii Yönetken, Muzaffer Sarısözen, Arif Etikan, Cevat Memduh Altar, Tahsin Banguoğlu, Rıza Yetişen, Nurullah Taşkıran , Mithat Fenmen vardır.
Konservatuvar’ ın birinci derleme gezisi, Ağustos ve Eylül 1937’ de 1,5 ay sürecek olan Sivas, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Gümüşhane,Trabzon ve Rize’ de yapılır.
1938 yılında yapılan İkinci geziye iki ayrı ekip katılır. Bir ekip Ege illeri köylerinden topladığı 603 parça, ikinci ekip ise Doğu ve Güneydoğu Anadolu köylerinden topladığı 735 parçalık kayıt ile Ankara’ ya dönerler.
Üçüncü gezi çalışması, 1939 senesinin Ağustos ayında 15 günlük bir zaman dilimi içinde yalnız Çorum köylerinde çalışan ekip, 24 ezgi derler. Bu yıllarda Muzaffer Sarısözen de Konservatuvar’ın Arşiv Şefliği görevine atanır.
Artık ekibe Muzaffer Sarısözen Başkanlık etmektedir. 1940 senesi Ağustos ayında dördüncü etap çalışmalar için yalnız Konya havalisinde çalışan ekip, 20 günlük bir mesai sonunda 512 parçalık bir kayıt ile merkeze döner.
L941 senesinde Kayseri, Niğde, Maraş ve Adana havalisinde çalışan heyet özellikle bu yörelerdeki Türkmen aşiretlerinden 412 parçalık bir kayıt ile o etabın çalışmasını bitirirler.
Ondan sonra tam 1942 ile 1957 yıllarında yapılan 11 etaplık derleme çalışmalarında topladıkları ezgileri halk musıkisi arşivine kazandırırlar.
Çalışmalar bittiğinde 10. 000 civarında halk ezgisi notaya alınır ve arşiv işlemleri yapılır
Devlet kontrolündeki derleme çalışmalarına artık 1964 yılında TRT kurulana kadar uzun bir süre ara verilir. O sene tekrar başlatılan Derleme çalışmasında gidilen ilk bölge Doğu Anadolu, peşinden de Güneydoğu Anadolu olur.
Bundan tam üç sene sonra , 1967’ de bu kerre Gaziantep, Van , Erzurum, Bursa, Balıkesir, İzmir ve Trabzon illerinde çalışmalar yapılır.
Üçüncü etap için 1971 yılı beklenir ve bu TRT’nin kurum olarak yaptığı son derleme çalışması olur. Bu son gezide Erzurum ve Kars yöresinin saz aşıklarının eserleri ve atışmaları ile davul-zurna havaları toplanıp kayıt altına alınır.
“…Halk musıkisini, klâsik musıkimize alternatif olarak değerlendirenler, Cumhuriyet’ in tutunma yıllarında varlığını vehmettikleri Osmanlı aristokrasisi’ne karşı tavır aldıklarını sanıyorlardı. Saray-ahali çekişmesi ‘mevcut’ değil, ’mevhum’ bir kurguydu. Ahalinin kıymet hükümlerine yabancı ve onlarla farklı bir dünya görüşü zemininde varlığını sürdüren bir Osmanlı aristokrarisi, hiçbir zaman varolmadı. Osmanılı Sarayında, Üsküdar’ ın ahşap mahallelerinde veya Koniçe’de, Rakka’ da, Karabağ’ da, Aksaray’ da yaşayanlar aynı kaynaktan besleniyorlardı…” 1
Aslında derleme çalışmalarının bundan öncesi de vardır :
“…1920’ de Rıza Nur Maarif Vekili olduğunda, düzenli yolculuklarla şarkılar toplamaya başlamak amacıyla, Hars Dairesi’ ni kurmuş ve Seyfettin-Sezai (Asaf) adlarındaki kardeş iki müzisyen-ki Viyana’ da keman ve viyolonsel öğrenimi görmüşlerdir -İzmir civarında türkü derlemek üzere görevlendirilmiştir.” 2
Bu derlemeye ilişkin daha değişik bir tesbitte de :
“….Yurt dışında müzik eğitimi görmüş Seyfettin Asaf ve Mehmet Sezai Bey’ lerin 1925’ lerde Batı Anadolu’da yaptıkları derlemelerin yer aldığı ‘Yurdumuz Nağmeleri’ adlı yayın içinde bulunan, orijinal halk ezgileri notaları ile konunun önemini vurgulayan rapor, bu alandaki ilk çalışmadır. Bu yayınla bütün Anadolu ilk defa ‘zeybek’ten haberdâr olmuş, ’zeybek havaları’ nı tanımaya başlamıştır…” 3
Dâr’ül elhân yönetiminden Musa Süreyya Bey ile Yusuf Ziya Demircioğlu özellikle Anadolu’ da halk evleri ve okullardaki müzik öğretmenlerine gönderdikleri basılı kâğıtlarla Halk Türküleri’ nin derlenerek Ankara’ ya gönderilmesini isterler. Ancak devrin oligarşik şartları gereği köylü kendilerinden istenenleri vermekte pek de cömert davranmamıştır. Gönderilen 3000 adet boş matbu form karşılığında sadece 100 civarın türkü notaya alınabilir. Yani Devlet bürokrasisi bu bilgileri edinirken bile demir pençesini göstermekten sakınmamıştır. Köylü de bu araştırmayı pek tekin bulmaz , biliyorsa da bir çok bilgiyi devletin yetkililerine söylememenin uygun olduğuna inanır.
1924’ de başlanan bu ilk etap çalışmalar tam anlamıyla istenilen sonucu vermemişse de, yapılan derlemeler ertesi sene notaya alınır ve yayımlanır.
Bundan sonraki yıllarda da İstanbul Konservatuarı eliyle ; ”…1926-1929 yıllarında Anadolu’ ya dört derleme gezisi başlatarak, bu gezilerde derlenen ezgileri ‘Halk Türküleri’ adı altında 15 defter halinde yayınlamıştır…” 4
31 Temmuz 1926’ da başlanan derleme çalışmalarında kazanılan deneyim ve belli bir sistem oluşturulması ve daha sonra Hindemith ile Bartok’ un verdikleri raporlarda göz önüne alınarak, 1936’ da yeniden başlatılan çalışmalar daha düzenli bir şekilde yapılır.
“…Yusuf Ziya Bey, Rauf Yekta Bey, Dürrü Bey (Turan) ve Ekrem Besim Bey’ den (Tektaş) oluşan ekip, Adana, Gaziantep, Urfa, Niğde, Kayseri ve Sivas’ı kapsayan ve iki ay civarında süren bu gezide 290 kadar türkü derlenir.” 5
Devlet kurumlarının dışında özel şahıslar da kendi imkânları ile palyatif olarak derleme çalışmaları yaparlar.
Urfa’ da 1940-1950 yılları arasında Bando’nun Kurucu-Şefi Osman Özsoy yaptığı derlemeleri “Urfalı Musıkîşinaslar ve Halk Türküleri” adı altında bir defterde toplar.
Ramazan Güngör’ün Muğla havalisinde şahsi çabaları ile yaptığı derlemelerle de halk müziği arişivi önemli ezgiler kazanır.
Gazeteci Fikret Otyam ilk defa 1953 yılında bir röportaj amacıyla gittiği Urfa’ ya, bundan sonra yarım asra yaklaşan gezierinde fırsat buldukça yaptığı derlemeleri bantlara kaydederek arşivler.
Daha sonraki gezilerinde İç Anadolu, Ege ve Karadeniz bölgelerinde çalışmalar yapan ekip, elde edilen verileri 15 defterde toplar. Bu gezilerdeki anı ve anekdotlar iki kitap halinde yayınlanır. Notaya alınan eserlerin plâk kayıtları da yapılır. Çeşitli aralıklara rağmen bundan sonra Muzaffer Sarısözen başta olmak üzere, Halil Bedii Yönetken ve Mahmut Ragıp Gazimihal’ in önderliğinde 1952’ ye kadar sürdürülen bu çalışmalar sonucu, 10. 000 türkülük bir repertuvar oluşturulur.
K A Y N A K Ç A                                                       :
1) A.Turan ALKAN, ”Kanal 7’yi Tebrik İçin Uzun Bir Dibâce”, Zaman Gazetesi, 22 Ocak 1996
2) Gönül PAÇACI, ”a,g,e”, s.123
3)Mehmet ÖZBEK, ”Cumhuriyet ve Halk Müziği”, Yeni Türkiye, Cumhuriyet Özel sayısı IV, Eylül-Aralık/1998, s.3019
4) Gültekin ŞENER, ”Türk Halk Müziği’ nin Cumhuriyet Dönemi Gelişim Evreleri”, İ.T.Ü.T.M.D. Konservatuvarı Lisans tezi, İstanbul/1991, s.29
5)Gönül PAÇACI, ”Cumhuriyet’in Sesli Serüveni”, Cumhuriyet’ in Sesleri, Tarih Vakfı Yayınları, İstanbul/1999, s.18


Salih Zeki Çavdaroğlu hakkındaki bilgilerin basılmasını istiyorum.
Eğer basılmamasını istiyorsanız tıklayın.

  Salih Zeki Çavdaroğlu kimdir?
Otuz yıldan fazla bir süredir Geleneksel Türk Musıkisi eğitimi aldım. Üsküdar Musıki Cemiyeti' nde 20 yıl korist - solist olarak görev yaptım. Bu güz Türk Musıkisi üzerine makaleler yazıyorum.(bkz. www.musikidergisi.com)

Etkilendiği Yazarlar:
N.Fazıl , C.Meriç, B.Ayvazoğlu,

 


Bu yazıyı basmak istiyorum.

İzEdebiyat'da yayınlanmakta olan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Tüm yazılardan birinci dereceden sayfa düzenleyicileri sorumludur. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

Yazarların izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin —kısa alıntı ve tanıtımlar dışında— herhangi bir biçimde basılmaması/yayınlanmaması önemle rica olunur.

© 2000-2002, İzlenim.com - Tüm hakları saklıdır.