-Nasıl bu kadar derin bir iz bırakıyor bu çocuk anlamadım?
-Seviyorum , hoşlanıyorum, beraber vakit geçirmekten çok keyif alıyorum, yanında huzurluyum, ve hiçbir erkek beni onun kadar doyurmuyor. Hepsinde bir eksik. Anlatamıyorum tam olarak, ama o sanki ben gibi..
-Ee niye hemen vazgeçtin?
-Ben hiç vazgeçmedim ki. 13 sene boyunca, evlendiği gün, çocuğu olduğunda da. İçimdeki hislerden hiç vazgeçmedim. Onunla ya da onsuz.
-.
-Noldu?
-Allah daha iyisini çıkarır inşallah karşına.
-İnşallah, senin de..
Dün gece dışarı çıktım biliyor musun? Alkol alıp bozmak için dengemi. Ve gerçekten çok içtim. Senin yanındayken içtiğimden daha çok içtim. Kontrol etmek zorunda değildim kendimi. Yanıma bir sürü adam geldi. Sanki güçsüzlüğümün kokusunu almış gibi. Ukalalık yapanlar oldu sohbet etmeyince.
- Neden öfkelisin?
- Gezi parkından dolayı
- Hımmm. Doğru yine olaylar çıkmış. Baktım twitter á
- Parkıma girilmiş, ağaçlarım sökülmüştü. Hem de bana sormadan, İzin almadan. Yıllarca beraber yaşamaya çalıştığım duygularımı, söküp almaya çalışıyordu bir yabancı. Direndim, gaz bombası attı. Nefes alamadım. Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?
-Hala Gezi parkından mı bahsediyoruz?
-Hayırrr, benden bahsediyoruz.
-Anlıyorum.. İçki ister misin?
-Evet. Portakallı bir şey getir bana. O daha güçlüymüş.
-Tamam olur. Bekle geliyorum.
Ben Hiç Vazgeçmedim ki...
Yokluğuyla baş etmeyi öğrenmiştim. Ama varlığıyla nasıl bahşedebilirdim ki?