Uzaklık, gece ve yalnızlık üçlemesi
(Uzakları hayatımıza birer oyuncu gibi soktuktan beri her şey uzaklaşıp gidiyor. Şimdi hayatlarımıza bu uzaklık anlam veriyor. Uzak bazen bir düş oluyor,bazen bir yenilgi bazen güneşli bir günde açan çiçek ,bazen ellerim ve yüzüm arasında ki zaman aralığı. Ama her şeye inat yaşama azmi soluksuzca yürümenin o doyumsuz coşkusu yersiz ve yurtsuzluğun özgürlüğe çakılmış soluğu!)
Uzak bir ülkedir hem de bizim ülkemiz......korkuya kararmış yıkık virane duvarlarıyla ellerimize yüreklerimize benzeyen bir ülke,ipekli bir köle gibi özgürlüğü ona bağlanarak bulduğumuz bir ülke
Param parça çocuk ölülerinin tarihe; kara bir kehanet gibi çöktüğü
gecelerinde kuşların ürkütüldüğü yaban yalnızlıkların bir ıslık gibi estiği güneşin yurdu ülke..!
Yüreğimizin bekaretini bozan güzel düşün çığlıklarının saklı tutulduğu kutsal ADEN ülkesi!
Yeniden yaratıyoruz seni! her gün yanarak. Aşkın eşsiz sıcaklığında hüküm biçerek ,kara kehanetleri keşfederek ,sevgini
her defasında cansız bedenler olarak düşüyoruz koynuna..Şimdi! bir sevgiliyi saklar gibi sakla yüreğinde son çığlıklarımızı
Bir de geceleri vardır o,ülkenin yıldızlarıyla ve büyülü ayıyla soluksuzluğun tek tanığı karanlıklarıyla sarıp sarmalayan bedenlerimizi.Bedenlerimiz titrek bir mum ışığı gibi sallanır mehtabında çünkü , aşka durmuştur ve feyiz ile güneşe yürürüm.Bir ırmak gibi akar ve ömrümüz işte gecenin bu en karanlık yerinde vurulur aşka...
Birde o ülkenin yalnızlığı vardır uzak kadar yakın gece kadar uzun hayatlarımız kadar imkansız. Yalnızdır ve yorgundur düş kurmaktan. düşleri bir gece ansızın vurulmuş, düşmüştür koynuna.Kırık umutlarımızı taşımaktan öksüz kalmıştır zaman hepten bom,boş..... boşluğun derin yalnızlığıdır bu.
- onun yalnızlığıdır bizim yalnızlığımız.
Birde......bir yürek vardır o ülkede adı geceyle başlayan uzaklığı yaşatan yalnızlığı bir sır gibi yüreğinde saklayan ..... ey güzel düş ,ülkemin yalnızlığına benzeyen bir avuç yalnızlığını verirmisin bana
yüreğinde sakladığın çocuk umutlarını..............
atılalım mı
yeni serüvenlere
çırılçıplak ufuklara
yeniden yelken olup
dünyanın tüm rüzgarlarını dolduralım mı koynumuza
aç çocuklar gibi dilenelim mi
insan açlıklarını.
kör bir dilenci gibi insanların yalnızlıklarını mı dilensek
yada.....
açılalım mı denizlere
okyanuslara salalım mı gövdemizi
o kayıp o yalnız o derin uçurumlara sürelimi umutlarımızı.
haydi yeniden yaratalım
bu dünyayı
dilendiğimiz her şeyi boşaltarak içine.
Yoksa kabuk tutmuş yalnızlığımızın
gecelerini mi sarsak bedenimize
yalnızlığını içsek aç ve susuz çocuklar gibi