..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Şiir, tarihten daha felsefidir ve daha yüksekte durur. -Aristoteles
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Özgürlük ve Eşitlik > Cahit KILIÇ




9 Ocak 2022
Dersimiz Demokrasi Olsun!  
Cahit KILIÇ
Hiçbir zümrenin veya dinî kisve altında teşekkül edilmiş kurum veya kuruluşun herhangi bir şekilde üstünlük kurmasına, daha doğrusu; imtiyazlı bir kesimin diğer halk kesimleri üstünde tahakküm kurmasına müsaade edilmeyeceği, sosyal paylaşımın adil olarak ve hakça yapılmasına veya benzeri argümanlarla ortak yaşama verilen bir yönetim biçimi olarak görüyoruz…


:EJF:
Çıplak Demokrasi!

Öncelikle biz, demokrasi dendiğinde ne anlıyoruz! Filozof gözüyle değil, sade vatandaş veya avamdan herhangi biri olarak demokrasiyi nasıl algılıyoruz?
Hukukun üstünlüğüne, yargının tarafsızlığına ve bağımsızlığına, hak ve özgürlüklerin sonuna kadar kullanılmasına, kayıtsız şartsız adaletin tesis edilmesine, sosyal hakların bihakkın her ferde teslim edilmesine, düşüncenin özgürce ifadesine, basın yayın özgürlüğüne, haber alma hakkına sahip çıkılacağı…
Hiçbir zümrenin veya dinî kisve altında teşekkül edilmiş kurum veya kuruluşun herhangi bir şekilde üstünlük kurmasına, daha doğrusu; imtiyazlı bir kesimin diğer halk kesimleri üstünde tahakküm kurmasına müsaade edilmeyeceği, sosyal paylaşımın adil olarak ve hakça yapılmasına veya benzeri argümanlarla ortak yaşama verilen bir yönetim biçimi olarak görüyoruz…
Mülkiyet özgürlüğü; serbest piyasa ekonomisi ve ticaret özgürlüğü…
Ve bu bizim nazarımızda çıplak demokrasi tarifidir. Elbette ki yönetenlerin adil bir seçimle halk tarafından seçilmiş olmaları, yasama ve yürütmenin gücünü halkın seçiminden alması, bürokratların seçilmişler üstünde hükümranlık kuramaması da kaçınılmaz demokratik şartların başında gelir…
Ve yine elbette ki, seçimle gelenin yine seçimle gitmesi demokrasinin olmazsa olmazıdır.

Giydirilmiş Demokrasi!

Göstermelik seçimle ve sahtekârlıkla iktidarı elde etmek…
Hukukun üstünlüğünü hiçe sayarak üstünlerin hukukun tesis etmek…
Basın yayın özgürlüğünün önüne set çekerek kendi medyasına yaratmak ve halkı yanıltmak…
Ülke gelirini kendi iktidarına ve halk üzerinde hükümranlık kurdurduğu zümrelere akıtmak…
Yolsuzluk ve rüşveti normal hâle getirmek; devlet ihalelerine hile katmak ve kendi payını alabileceği adamlara ihale ederek ihaleye fesat karıştırmak…
Devlet kademelerine kendi yandaşlarını doldurmak; liyakati gözetmemek ve işi ehline vermemek…
Yargı bağımsızlığını ortadan kaldırarak tarafgir bir yargı yaratmak ve emirle mahkeme kararları çıkarttırmak…
Ünlü İngiliz siyaset bilimcisi, düşünür ve politikacı Lord John Dalberg Acton’un tespitini hayata geçirmek:
“Güç yozlaştırır, mutlak güç mutlak yozlaştırır”…
Mutlak yozlaşma sonucunda “amir-i mutlaklıktan kadir-i mutlaklığa” göz dikmek…
Sosyal adaleti ortadan kaldırarak sadece kendi yandaşlarını kayırmak…
Dış dünyayla, özellikle demokratik ülkelerle ilişkileri zayıflatmak; kuru kabadayılıkla ülke çıkarına zarar vermek. Coğrafi komşularla iyi geçinmemek ve ülkenin maddî ve manevî zarara uğramasına sebebiyet vermek!..
Siyasî muarızları üstünde devlet eliyle baskı kurmak, yargı yoluyla onları sindirmek…
Ve başka despotik kalemler…
Bütün bunlara rağmen, itiraz edildiğinde “Ben seçimle geldim. Demokratik yolla iktidarımı sürdürüyorum” der…
İşte ben buna “giydirilmiş demokrasi” diyorum…

Batılı’nın gözüyle demokrasi…

Geliniz bir bakalım ünlü Fransız filozof Alain Badiou kısaca ne diyor:

“Her geçen gün otoritesi sarsılsa da "demokrasi" kelimesinin günümüzde politik toplumun egemen bayrağı (amblème) olarak değerini koruduğuna şüphe yok. Bayrak dediğimiz şey, sembolik bir sistemin dokunulmazıdır. Siyasal toplum hakkında dilediğinizi söyleyebilir, karşısında eşi benzeri görülmemiş bir "eleştirel" hışım gösterebilir, "ekonomik dehşeti" lanetleyebilirsiniz, ama bütün bunları demokrasi adına (mesela: "Demokratik olduğunu iddia eden bir toplum bunu nasıl yapabilir?" türünden sözlerle) yaptınız mı, bağışlanırsınız. Zira neticede o toplumun bayrağı adına, dolayısıyla bizzat o toplum adına yargılamaya kalkışmışsınızdır onu. Hâlâ toplumun dışına çıkmamış, yurttaşı olarak kalmışsınızdır; kendisinin de diyeceği gibi, barbar değilsiniz ki canım, ece sizi bir sonraki seçimlerde demokratik olarak tayin edilmiş yerinize oturtmak da mümkün kuşkusuz. Bu nedenle ben şunu öne sürüyorum: Sırf toplumlarımızın gerçeğine değebilmek adına, a priori bir alıştırma olarak bu toplumların elinden bayraklarını almak gerek. İçinde yaşadığımız dünyanın hakikati olsa olsa "demokrasi" kelimesi bir yana bırakılarak, demokrat olmamayı ve dolayısıyla "herkes"in gözünde kötü olmayı göze alarak ortaya çıkarılabilir. Zira bizde "herkes" ancak bayraktan yola çıkılarak telaffuz edilebilir. Yani "herkes" demokrattır. Bayrak aksiyomu denilebilecek şey de budur işte.” (*)

Yine ünlü Fransız düşünür Daniel Bensaid ise şöyle diyor:

“Koşulların kamusal özgürlükleri birbirinden ayrılmaz gösterebileceği ve serbest teşebbüsün gitgide çözülmeye yüz tuttuğu bir anda bile, demokrasi o meşum ikizine galebe çalmışa benziyordu. "Muhteşem Otuzlar"da, parlamenter demokrasi ile "sosyal piyasa ekonomisi"nin düzensever liberal evliliği, 1848'den beri dünyaya musallat olan hayaletin dönüşünü engelleyerek müreffeh bir gelecek ve sınırsız ilerleme vaat eder gibiydi. Ama 1973-74 krizinden sonra, savaş sonrasının o büyük dalgasının geri dönmesiyle bazılarının Fordist (veya Keynesyen) uzlaşma dediği şeyin ve sosyal ("koruyucu") devletin temelleri sarsıldı. Bürokratik despotizm ve irreel sosyalizmin çözülmesinin ardından, "demokrasi" dediğimiz yüzer-gezer gösteren, muzaffer Batı'nın, galip ABD'nin, serbest piyasa ve dizginsiz rekabetin eşanlamlısı oluverdi birden. Tam o sıralarda sosyal sigortalara ve özlük haklarına yönelik sistemli bir saldırı, benzeri daha önce görülmemiş bir özelleştirme akını, kamusal alanı gitgide daraltıyordu. Yıllar önce Hannah Arendt'in ifade etmiş olduğu korku, yani çatışmalı çoğulluk anlamına gelen politikanın yerini eşyanın ve varlıkların tatsız tuzsuz ticari idaresine bıraktığını görme korkusu, böylece haklı çıkıyordu…” (**)


(*) (**) : Demokrasi Ne Âlemde, Metis Yayınları... Çeviri Savaş Kılıç





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın özgürlük ve eşitlik kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ar Damarı Meselesi…
Başı Dik Adamın Ölümü!
Fikir Vadisinin Çölleşmesi!
Hukuk ve Adalet!..
Arap Halklarının Özgürlük Şahlanışı

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Mevzular Derin!..
İhtiras ve Kara Propaganda!
Aydın Kaypaklığı!..
Çökülen Matbuat!
Yakın Tarihin Despotları
Makûs Talih…
Bireysel ve Toplumsal Cehalet!
Güney Kafkasya’daki Kazanda Türkiye Kaynatılmak İsteniyor!..
Sözün Özü!..
Her Devrin Putperestleri Var!

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Haccac-ı Fırat [Şiir]
Aklıma Şaşıyorum! [Şiir]
Sürgünler Şehri [Şiir]
Son Arzu… [Şiir]
Kimdir Gelen! [Şiir]
Uzaklar [Şiir]
Derkenar [Şiir]
Adamım! [Şiir]
Kars Eli [Şiir]
Derdimend! [Şiir]


Cahit KILIÇ kimdir?

‎"Kalem erbâbı olmak sadece ona buna çatmak değil, zaman zaman da hayatın küncüne kelimelerden çenet taşı koyabilmektir!. . " (Cahit Kılıç)

Etkilendiği Yazarlar:
Divan şairleri, divan şiiri. Ve elbette ki XX. yüz yıl şairlerimiz.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Cahit KILIÇ, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.