..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşamak için topu toplam altı haftam kalsaydı ne mi yapardım? Tuşlara daha hızlı basmaya bakardım. -Isaac Asimov
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Doğa ve Dünya > Yûşa Irmak




28 Mart 2022
"Zeytinliklerin Altında Sükûn Yok!"  
Yûşa Irmak
Sinemanın “Yeni Gerçekçi” yönetmeni İtalyan Giuseppe Di Santis’in “Zeytin Ağaçlarının Altında Sükûn Yok!” adlı 1950 yılında beyazperdeye aktardığı filmin başlığı ile makaleme başlamak istiyorum…


:IA:
Sinemanın “Yeni Gerçekçi” yönetmeni İtalyan Giuseppe Di Santis’in “Zeytin Ağaçlarının Altında Sükûn Yok!” adlı 1950 yılında beyazperdeye aktardığı filmin başlığı ile makaleme başlamak istiyorum…

Evet bir süredir zeytinlik alanlarının, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın Maden Yönetmeliği’nde yaptığı değişiklikle madencilik faaliyetlerine açılması olayı bilenin de bilmeyenin de konuştuğu bir türlü gündemden düşmeyen konuları arasında yer alıyor…

Bir taraf madenler veya termik santraller için zeytin ağaçlarının kesilecek olmasından endişe duyuyor, yasa çıkartıcılar da “Sahadaki zeytin ağaçları Tarım ve Orman Bakanlığı’nın izni ve uygun görüşüyle, faaliyet yürütülecek saha ile eşdeğer büyüklükteki yeni bir bölgeye taşınacaktır. Zeytin ağaçların kesilmesi söz konusu değildir.” diyor.

Konuyu daha iyi anlamak veya geniş bir perspektifle değerlendirebilmek için olan biteni bilgi olarak önden bir gözden geçirmek icap ediyor.

Şöyle ki: Zeytinlikler evet bu ülkede taşıdığı kültürel, ekonomik ve biyolojik değeriyle Anadolu’muzun en önemli peyzajları arasında yer alıyor. Özellikle, zeytincilik faaliyeti Batı Anadolu’da halkın ekonomisine büyük katkı sağlarken, bu ağaçlar ekosistem olarak değerlendirildiğinde Türkiye’nin Avrupa’nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi (Bern Sözleşmesi) ile korumayı taahhüt ettiği birçok omurgalı türüne yaşam alanı sağlıyor.

Mevzuya böyle bakınca zeytin ağaçlarının altında sükûnet yok sanılıyor! Aslında geçmişte yaşanan Somadaki maden faciasındaki ölümlerden sonra Soma’da kesilen 6000 zeytin ağacını tüm Türkiye biliyor… Köylüler, ağaçların kesilmesine engel olmak isteyince, güvenlik görevlilerinin zorbalığıyla karşılaşıyor. Sonrası malûm: Gaz fişeğiyle yaralananlar, ağlayan kadınlar, kelepçelenip tutuklananlar! Danıştay yürütmeyi durdurma kararı veriyor, veriyor ama iş işten geçtikten, 6000 zeytin ağacı acımasızca, hunharca kesildikten sonra! Ba’de harabü’l Basra! Yani…

İslam dininde zeytin ağacı evet kutsal bir ağaç! Yani biz Müslümanların yüce kitabı Kur’an-ı Kerim, bu ağacı ve meyvelerini kutsar, üzerine yemin eder… Tîn Sûresi’nin 1. Âyetinde Alla’hu Azimuşan: “Andolsun o incire ve zeytine..” diye başlar… En’am Sûresi’nin 99. ve 141 âyetleri ile Nahl Sûresi’nin 11. âyetinde de zeytinden söz edilir. Ama Allah’ın nurunun kandilinin “mübarek bir ağaçtan, ne doğuya ne de batıya ait olan zeytin ağacından” tutuştuğunu, Nur Sûresi’nin 35. âyeti bildirir bize. Kur’an-ı Kerim’in buyurduğu gibi, zeytin ağacı “mübarek bir ağaç”tır; Kelâmullah’ın kutsadığı bir ağaç olan zeytin ağacının halk nezdinde, halk nezdinde bir dokunulmazlığı vardır.

Doç. Dr. Zerrin İren Boynudelik ile Mahmut Boynudelik’e ait olan “Zeytinin Renkleri: Sanat Tarihinde Zeytin İmgesi” adında bir kitap okumuştum. Sanıyorum kitap Umur Yayınlarından 2014 yılında piyasaya çıkmıştı. O kitapta da zeytin ağacına, eski çoktanrıcı dinlerde de mitolojik bir ağaç olarak kutsallık atfedildiğinden bahsediyordu. Yani; “Antik Yunan dünyasında zeytin ağacı Tanrılar tanrısı Zeus’un kendi başından çıkarttığı öz kızı Athena ile neredeyse özdeşleşmiş” olduğunu, öğreniyoruz: “Zeytin, Athena’nın ağacıdır, zeytin ağacının koruyucu tanrıçası da Athena’dır.” Romalıların da tıpkı Antik Yunan’da olduğu gibi, zeytin ağacına “Minerva olarak kutsadıkları tanrıçaya benzer özellikler yükledikleri”nden de söz açıyor. Görüyorsunuz ki bu ağaç gerek İslam dininde, gerekse öteki tek tanrılı dinlerde de, Tevrat’ta ve İncil’de, zeytinin değerinin vurgulandığına ilişkin yazıldığını bilmenizde fayda var.

Diğer taraftan, zeytin dalı biliyorsunuz barışın simgesidir. “Zeytin dalını uzatmak”, erik dalı uzatmaya benzemez. O bir barış önerisi anlamı taşır. İlhan Berk, “Köroğlu”nda “zeytin ağaçları gibi büyüdük bir avluda/Rüstem Bey aklımıza gelir miydi?” dizeleriyle, barış ve sükûn içinde geçen bir çocukluğun nasıl yerle bir edildiğini dile getirir. Bedri Rahmi’nin o çok bilinen “Önde zeytin ağaçları/Arkasında yâr” diye başlayan şiirini de, bir sevda sözü olarak kayda geçirmekte fayda var elbet.

Türkiye coğrafyası bakımından neredeyse toprağın tamamında zeytinliklerin olduğu, çeşitlerinin bolluğu ile bir zeytin ülkesi de diyebiliriz. Evet, bu zeytinliklerde bir sükûn olsun istiyorsak ki artık olmalı, ne yapıldığı, nasıl yapıldığı, neden yapıldığı şeffaf bir şekilde halka anlatılmalı, gösterilmelidir.

Öyle yasayı çıkarttık keseriz, taşırız, yıkarız sonra da yaparız kelamı bu çağın insanını asla tatmin etmeyecektir…

Zira şimdiden CHP’li bir belediye başkanı sorumluluk alanındaki zeytin ağaçlarının kesilmesini onaylayıp daha sonra zeytin ağaçları kesilmesin diye eylem yaptı bu memlekette…

Şaka gibi ama böyle!
İnsanlardan, yöneticilerden, dürüstlük filan beklemek, onların dürüstçe iş yapacaklarını sanmak enayilik bu çağda…

Halkın gerçekten uyanık olması, zamanında müdahale etmesi gerekir. Yoksa İBB’nin acımadan kestiği 112 ağaç hikâyesine döner durum…

Bu işin partisi martisi olmaz… Yeşil alanlara, zeytinlere, ağaçlara gereken önemi vermeyi öğrenene kadar millet olarak direnmeye devam etmeliyiz…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın doğa ve dünya kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gen’ellemeler

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Eskimek
Şairlerin Kendi Seslerinden Ölümü
Boş Çerçeve
Verem Edebiyatı
Tesirsiz Sözler 3
Tesirsiz Sözler!
Füsun Akatlı’nın Öldüğü Gün
Tanpınar’ın Şark ve Garp Çıkmazı Üzerine…
Neden "Sevincin Sesi Çıkmıyor"
Öylesine Cümleler

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sevgiliye Hasretle [Şiir]
Lafzı Terennüm [Şiir]
Sana Bildirdiklerim [Şiir]
Bilmiyorum [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
Kehribar Gözlüm [Şiir]
Yâr Gördüm [Şiir]
Geceye Kâside [Şiir]
Bir Dudak Yarılması [Şiir]
Med Cezir [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Yûşa Irmak, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.