] Merdivenleri usul usul çıksam... Her katta biraz daha yaklaşsam seninle yüzleşmeye. Elimde, yüreğime dokunduklarından başka bir şey olmasa...
“Neden geldin hayatımızın orta yerine” dese; Sesinle yüzün aklıma. “Boş ver “desem içimden. “Hoş Buldum!” desem.İki duvar birbirini sevse ne olur ?
Bir gece vakti yıldızlara bakmak ve içinden çıkamamak gibiydi seninle aşk.Elimde olmadan severken,elimde kalanlarla vazgeçmek zorunda bırakıldığım acıtıyor içimi en çok. Acıyor içim tüm bunları yazıp ta düşünürken. Çok direndim, ben çok…Ama olmadı.
Elimde değildi ihlal ettiğim kıyı bölgenden dönüş zorunluluğu. Zengin olamadım gözünde, büyük kadında . Bütün düşlerimi attım. Yerine seni koydum. Ayrılık treni yolcularını dökmeye hazırlanırken istasyonuna, gittin iki kelam etmeye lüzum görmeden,zaman kalkış sirenini bana çalarken. Çocukluğum, gençliğim,ortada kalan yaşımın gururu ,bakakaldı ardından ağlayarak...
Değerden, önemden, sevgiden,vefadan bahsederken sen,altından kalkamayacağım kadar ağırdı sözün ,ellerime tutuşturduğun hatıra ile yükün... Ben ise ne çok hayıflandım içimde büyüttüklerimi sana gösterememekten. Kıskanılası o koskoca sevgiyi, hayatımdaki önemini, varlığının değerini yüreğime sığdıramayıp taşırırken, senin gözlerinde varlığım bir türlü var olamamış, yüreğine değememiş hiçbiri...
Şimdi tüm hayıflanacak cümlelerimle sözlere tutunuyorum.
Söz…Üç harfli,derin okyanus anlamını bilene. Hoyratça savurduğun cümlelerinle hedefi tam da on ikiden vururken sen.
Hangi sevgiye sığardı bir bavul dolusu hatırayı sevgili’nin eline tutuşturup kapı önüne bırakmak..?
Hangi fotoğrafta kaldı gülüşlerim...?
Düşlerim düştü senden,
Şimdi ümitlerimde….