Çocukların eğitimi, zaman kazanmak için nasıl zaman yitireceğimizi bilmemiz gereken bir meslektir. -Rousseau |
|
||||||||||
|
Yine bir gün, bir sabah namazından sonra bebeğini de sırtına bağlayıp ormana oduna gitmiş...Fakir ve yoksul olduğu her halinden belli olan zavallı fakir kadın; eski püskü giysilere sımsıkı sarıp sarmaladığı bebeğini bir ağacın altına itina ile bırakmış...Akşam karanlığına kadar çalışıp odun toplamış...O kadar çok yorulmuş ki; akşam karanlığıyla bin bir zorlukla topladığı odunları bin bir zahmetle sırtına yüklenmiş ve o yorgunlukla bebeğini ormanda ağacın altında unutup evine dönmüş...Yorgunluktan oturduğu yerde uyuyup kalmış...Ancak; bir daha sabah ezanıyla uyanmış, beşikte bebeğini görmeyince, ormanda ağacın altında unuttuğu dehşet ve üzüntüyle aklına gelmiş...Birden yüreği hızla çarpmaya ve eli ayağı birbirine dolanmaya başlamış...Aklına çok kötü şeyler geliyordu..."Ya ormanda yırtıcı hayvanlara yem olmuşsa, ya ağlamaktan katılıp kalmışsa, ya ölmüşse?." İki gözü iki çeşme Allah'a yalvarıp yakarırken hemen büyük bir endişe ve üzüntüyle ormana koşmaya başlamış...Ormana yaklaştıkça, ormanın derinliklerinden gelen billur gibi tatlı nağmeli seslerle, şiir kadar güzel ninniler duymaya başlamış...Hayret ve şaşkınlıkla sesin geldiği yere yaklaştığında gözlerine inanamamış...Gördüğü manzara karşısında adeta donup kalmış... Bir de ne görsün!...Akşam eve dönerken bebeğini unuttuğu ağacın altında; altın işlemeli, parıltılı ipek kıyafetler giyinmiş, sevimli mi sevimli, şirin mi şirin, dünya yüzünde görülmemiş güzellik ve tatlılıkta peri kızları; ağacın altında altın işlemeli bir beşik, altın beşik içinde altın işlemeli parıltılı ipek örtüler arasında, altın işlemeli parıltılı ipek kıyafetleri giydirdikleri; güzel mis kokular sürdükleri biricik canı bebeğini yatırmışlar; uyutmak için hem sallıyorlar hem de güzel nağmelerle ninniler söylüyorlarmış... “Eeee!...Eeee!...Eee!...Ninni de iyi kalpli, güzel yüzlü fakir kadının güzel bebeği ninni;ninni de güzel huylu, kimsesiz fakir kadının şirin yavrusu ninni; ninni güzel melek ninni; ninni de uyusun tatlı bebek ninni; ninni mis kokulu güzel yavrucuk ninni” Kimsesiz fakir kadın, bebeğine hiçbir şey olmadığını, peri kızlar tarafından bakılıp, kollandığını; ninnilerle uyutulduğunu görünce o kadar çok sevinmiş o kadar çok mutlu olmuş ki; bütün dünyalar sanki onun olmuş... Peri kızları, yorgunluktan dolayı unuttuğu bebeğini almaya gelen kadını gülümseyerek karşılamışlar ve bebeğini kadıncağıza vermişler...Kadının istemeden bebeğini unuttuğunu bildiklerinden, bebeğe çok iyi bakmışlar ve ormanda korkmamasını sağlamışlar... Fakir kadına gülümseyerek bebeğiyle birlikte ömürleri boyunca rahatça yaşamalarına yetebilecek kadar altın ve güzel ipek kıyafetler vermişler... Kadın büyük bir mutluluk ve sevinçle peri kızlarına çok teşekkür etmiş; bebeğini korumaları için peri kızlarını görevlendiren Allah’a da çokça şükretmiş... Bir daha bebeğini unutmamaya söz verip, evine dönmüş... Evine altın ve güzel kıyafetlerle döndüğünü gören, nasıl ve nerden bulduğunu soran meraklı komşusuna olanları bir bir anlatmış...İçin de bir kötülük olmadığından olanları anlatmakta bir beis görmemiş...Komşusunun da kendisi gibi küçük bir bebeği varmış...Fakir kadını böyle zenginliğe kavuştuğundan çok kıskanmış...Kadın; kötü kalpli, kıskanç ve haris biriymiş..”Ben de onun gibi zengin olabilirim, benim ne eksiğim var ki, yarın sabah bende çalışmaya gidince bebeğimi ormanda unutmuş gibi yapıp eve döner, sonra da sabah hatırlamışım gibi gider bebeğimi alırım...Benim bebeğimi de altın beşiğe koyar, altın işlemeli örtülerde sallarlar..bana da altın ve güzel kıyafetler verirler, ben de komşu gibi zengin olurum” diye sinsi sinsi düşünmeye ve planlar yapmaya başlamış... Düşündüğü ve planladığı gibi de yapmış...Sabah ormana gidip çalışır gibi yapmış, bebeğini de sanki ormanda unutmuş gibi yapıp eve dönmüş...Sabahı zengin olmanın hayalleriyle büyük bir heyecanla beklemiş... Sabah olur olmaz büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla ormana koşmuş..Büyük bir sevinç ve umutla bebeğini bıraktığı ağacın altına geldiğinde; bir den gördükleriyle neye uğradığını şaşırmış... Bebeğini altın işlemeli salıncakta, altın işlemeli güzel, hoş kokulu örtüler arasında bulacağının hayalini kurarken; gördükleri ve duydukları karşısında büyük bir hayal kırıklığına uğramış... Peri kızlar; bu defa kırık dökük kötü bir salıncakta, pis ve paçavralar arasında, yırtık pırtık paçavralara sardıkları bebeği hem sallıyorlar hem de ninni söylüyorlarmış... “Eee!..Eeee!..Eeee!... Ninni de kötü kalpli, çirkin kadının, çirkin bebeği ninni; ninni de bezi b...lu bebekte ninni; ninni de pis kokulu kadının pis kokan bebeği ninni; Ninni de haris, kıskanç, sinsi niyetli kadının bebeği ninni...” velhasıl, hiç de güzel ninniler söylemiyorlarmış...Kadına bebeğini vermişler ve hiçbir şey vermeden ortadan kaybolmuşlar... Kadın umduğunu bulamamış ve bin pişman bebeğini kucaklamış ve kös kös evine dönmüş...Komşusuna duyduğu kıskançlık, çekememezlik ve kötü düşüncelerinin karşılığı olarak hayatının sonuna kadar, yoksul ve hakir bir şekilde yaşamaya mahkum olmuş...
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © Selcan, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |