..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Gerçeği arayan bir insan, öncelikle her şeyden gücü yettiğince kuşku duymalıdır. -Descartes
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Öykü
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Kadim Şebane.
Servet Alkan
Şiir > Özlem Şiirleri

Şiirin ücra köşesinde Karaçam çırası gibiyim/Ekinizyam Acının mısrası büyütüyor ikimizi Senden haber alamayınca… Aşkdan kesilmem ben, sütten kopmayan bebe misali,ama… Bitecek yeryüzü gibi,yaşlanıyoruz Yüzünü biriktiriyorum gecelere,yetmiyor… Birkez daha açtı inadına; Kum zambakları, Ah… ‘’ bütün insanlar yeniden zaman istiyor’’ demişti Adonis Zaman Giyotin,Beklemek Aforoz. Ahhh kapıda,Offf pencere de… Biter mi bu Kadim Şebane? Şair kı

[DEVAMI]




Arama Motoru

Öykü Kümeleri (Toplam 4638 Öykü, son bir ayda 80 yeni Öykü)
Anı (10)
Aşk ve Romantizm (11)
Başkaldırı (3)
Beklenmedik (5)
Bilim Kurgu (3)
Bireysel
Çeviri (1)
Çocuk (1)
Deneysel (7)
Destan (2)
Didaktik (1)
Dinsel
Erotik
Fantastik (3)
Gerilim (2)
Görsel (Resimli Öykü)
Gülmece (Mizah) (8)
Halk Öyküleri (1)
İronik (3)
İyileşme
Kent (4)
Modern (1)
Ortamsal (1)
Pastorel (1)
Sevgi ve Arkadaşlık (3)
Soyut (2)
Sürrealizm
Toplumcu (3)
Varoluşçuluk (2)
Yeraltı (2)

Öyküde İlk Yirmi
 İki Yalnız  (İsa Kantarcı)
Aşk ve Romantizm

İsa Kantarcı, Yaşar Doğan, şiir_öykü, 2005 yılında basılan “Karma” adlı kitaptan bir öyküdür, KİTAP SAHAFLARDA SATIŞTATIR NETTE.
 Kilolarınız ile Barışın  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Şimdiye kadar denemediğim kilo verme yöntemi kalmamıştır herhalde. Stresli ve gayet hareket kabiliyeti az olan bir işiniz varsa, oturarak çalışıyorsanız, sıkıntıdan durmadan boğaza yükleniyorsunuz eee sonra ne oluyor, bunlar size tabi ki yol su elektrik olarak dönmüyor da, kilo, kolesterol, şişmanlık, sinirlerinizin bozulması olarak geri dönüyor.
 Düşme Sanatı  (Aysel AKSÜMER )
Anı

Düşmek de sanatsal bir eylem.
 Ayakkabı Tamircisi  (Kamil Erbil)
Anı

Elime sıkıştırılan ayakabıları rahmetli annem, -Bu ayakkabıları kavaflar aralığında ki Ördek Ali diye bilinen ayakkabı tamircisi Ali amcaya götürüver. Tamir edilecek yerleri göster,kaç paraya yapacağınıda sormayı unutma dedi. O zaman kadar hiç gitmemişsemde Ördek Ali lakaplı eski ayakkabı tamircisini ilçede tanımıyan yoktu.
 Fırtına  (YILDIZ AKA )
Bireysel

Ben sana hayatı üstünde hiç et diye değil, içinde var et diye verdim. Kaldır şu koca kıçını, dik başını yukarı da yürü! Evde yaşam bekleyenler var.
 Lüzumsuz İşler Genel Müdürlüğü - 1 -  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Masa Tenisi oynarken tak tak tak diye ses çıkaran pinpon toplarının ses çıkarmaması ya da daha az ses çıkarması için neler yapılmalıdır diye de genel müdürlüğümüzün birimlerinde toplantı üstüne toplantı yapılmakta ve bu duruma bir çözüm aranmaktadır... Pinpon toplarına susturucu takılması da seçenekler arsında olup bilahare değerlendirilecektir...
 Naturel  (YILDIZ AKA )
Varoluşçuluk

...O evreni yaratan tanrı gibi yalnız ve sancılı, sağa sola ateşler bırakmış; o ateşler güneşlere dönüşmüş, soğumuş taşa, kayaya buza dönüşmüş ama yok. O yarattığı mavi gezegene ilk düşen yağmur damlası gibi; ardından yıllarca suya dönüşmüş fırtınalarla kayaları dövmüş, kayayı balçığa çevirmiş yine de yokluğunu var edememiş, dönüştüğü balçığın içinden çıkan ilk kurtçuk gibi kıvrıla kıvrıla var olmaya çalışıyor yine de yok gibi. Herkesin adını ezbere bildiği Havva da o! ve yine de yok. O taa ilk andan beri var olmuş; her şeye, herkese dokunup, dönüşmüş, her şeyin ve herkesin acısına, gözyaşına, kahkahasına dolana dolana büyümüş bir hayalet gibi. Sadece o böyle yazabilmek için yok olmayı seçebilir.”
 Cassandra Hotel Bodrum  (Hakan Yozcu)
Anı

Dar sokaklardan ilerliyoruz. Minibüs, yolcu alıp indiriyor. Bu nedenle sık sık duruyor ve hareket ediyor. Yolcuların büyük çoğunluğu yabancı. Minibüste genellikle hep İngilizce konuşuluyor. Türkçe konuşan yok denecek kadar az. Şoföre: - Ne kadar kaldı? diye soruyorum. - Daha var, gelince ben size söylerim, cevabını alıyorum. Araç, devam ediyor.
 Kiraz Mevsimi  (Safiye Karaağaç)
Anı

Elimdeki haritadan nerde olduğumu bulamıyordum… Bahçesi güzel evin kapısını çalsam mı diye düşünürken açılan kapı ve yüreği ağzında ben… Hayır diyordu içimden bir ses… Bu gözleri ben bir yerden hatırlıyorum… Rüyamda aylar önce gördüğüm ve ağlayarak ayrıldığım kişinin aynısıydı karşımda samuray kıyafetleri ile duran kişi… Ben kapıyı çalmadan kapı açılmış ve sinirli gözlerle bana bakıyordu delikanlı… En sevimli halimi takınmayı huy edinen ben şirin bir İngilizce cümle kurduysam da cevap gelmedi… “Türkçe lütfen” dedi…
10 
 Azurit Yolu  (YILDIZ AKA )
Bireysel

Yapabileceklerim vardı, yanında yürümek istiyordum. Adımlarımı hızlandırdım, yetişmek istedim. İp gevşedi tam yanına gelmiştim ki arkasına döndü hızla var gücüyle itti beni. Düştüm. Kalkmamı beklemedi, ipi çekti sadece. Kalktım. Yürüdüm. Suyla’yı aradı gözlerim. Suyla iyice sola kaymıştı artık önüme değil soluma dönerek arıyordum onu. Suyla giderek netleşiyordu. Hava da açmıştı. Cebimdeki taşları birbirine sürte sürte parlatmış, keskin kenarlar oluşturmuştum. Suyla’yı birden yanımda buldum. - Yapman gerekeni biliyorsun, dedi bana. - Ne ? Ne yapmam gerek? - Kes şu ipi artık! Önce yeşim taşıyla başladım ipi kesmeye, zebercet işe yaramadı pek. Yıldız taşı ile sabırla çalıştım ip üstünde. Arada bir dönüp bana boş boş bakıyor nafile çabalarımla alaycı alaycı eğleniyordu. Turkuaz, kuvars ve oltu ile uzun uzun aşındırdım ipi. Sonunda yaşam taşı ile son darbeyi vurdum. İp koptu. Önümdeki gevşeyen ipin yere düşüşünü farketmedi. Suyla sol yanımdaydı, onu takip etmem için başıyla işaret etti. Yaşam taşı avuçlarımdaydı. Önümdekine sevgiyle son bir kez baktım. Ona veda etme zamanı gelmişti. O ipin kopuşundan habersiz ilerliyor, ben solumdaki Suyla’yı takip ederek yeni bir yolda yürüyordum.
11 
 Ece ve Törüngey  (Veysel Başer)
Soyut

Dünyanın bu ilk insanı, nereden ve nasıl dünyaya geldiğini bilmeden Cennet Bahçesi’nde geziniyor. Pınarların billur gibi sularından içiyor. İstediği meyve ve sebzeyi yiyor. En çok da, olgunlaşmış ve dalında kurumuş incirleri yiyor. İncir ağacının altında oturuyor ve uyuyor.
12 
 Futbol Maçı  (Hakan Yozcu)
Anı

Ben, her ihtimale karşı, saha kenarındaki seyyar satıcılardan köfte de almıştım. Öyle ufak tefek şeylerle doyacak biri değildim. Sahaya erken girmemize rağmen, etraf mahşer günü gibiydi. Saha içi seyircilerle daha şimdiden dolmuştu. Tüm seyirciler, tezahürat ederek takımlarını destekliyordu. Ama bırakın saha içini dışarısı da öyleydi. Ana baba günüydü. Binlerce insan stada girmek için kuyrukta sıra bekliyorlardı. Sahanın etrafı köfteciler, kebapçılar, şapka satanlar, bayrak satanlar, kaşkol satanlar, forma satanlar, binlerce görevli polis, kapıcı, biletçi, görevli ile doluydu…
13 
 Küçük Hikâyeler - 1  (Ömer Faruk Hüsmüllü)
Başkaldırı

Onun konuşmalarına önem atfetmemek galiba en iyisiydi. Bu adam genç kadını tüketiyordu.
14 
 Az Evvel Otobüsten İndim  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Kalabalık bir cumartesi günü şehrin en işlek caddelerinden birisinde öğle saatlerinde, bir semt pazarının yakınında, vatandaşlar işlerinde güçlerinde geziniyorlardı... Aniden kalabalık arasında bir adam elinde ufak tefek şişeler ile beliriverdi...
15 
 Büyümek  (YILDIZ AKA )
Bireysel

Kadın çırpına çırpına acı içinde kıvranıyor, bu tuhaf doğum sancısına bütün gücüyle karşı koyuyordu. Tüm vücudu ter içinde kalmış kahverengi elbise sırılsıklam olmuştu. Sonunda kendini yüzüstü yatağa bıraktı, ayakları yatağın dışında kalmış vaziyette, doğumun bitmesini bekledi. Sırtından çıkan küçük kız aynaya doğru yürüdü, durdu ve aynanın önündeki sandalyeye oturdu. Bir süre sonra kendine gelen kadın yüzünü çevirip önünde oturan kıza baktı. Ayağa kalktı, kızın yanına gitti. Kollarını açıp sımsıkı sarıldı ona. Ağlaştılar ve artık vedalaşma vakti gelmişti. Büyümekten başka seçenek yoktu.
16 
 Okul Yolundaki Tank  (Ömer Özyurt )
Başkaldırı

12 Eylül darbesinin benim o gençlik ruhumda açtığı yaraları anlatan bir anı, bu yazı.
17 
 Tabanca  (Seyfullah ÇALIŞKAN)
Kent

Tabancayı kaldırıp raylara atmayı düşündüm. Fakat bu düşüncemden vaz geçiverdim. Bir kadın bağıra bağıra telefonla konuşuyordu. Ona yaklaşıp tabancayı uzattım. Kadın soru dolu gözlerle bana baktı. Gelen metroya atlayıp oradan kaçtım. Telefonla konuşan insanlar genellikle kendine uzatılanı alıyorlar. Bunu daha önce arkadaşlarıma şaka için defalarca yapmıştım.
18 
 Çoban Lazım 1  (Veysel Başer)
Toplumcu

“Öğrenmenin yaşı olmazmış ama, keşke bunları daha genç yaşlarda öğrenmiş olsaydım,” diye hayıflandım birkaç kez…
19 
 Sevgi ve Arkadaşlık Hikayesi  (İsa Kantarcı)
Sevgi ve Arkadaşlık

HALKI YO EDNLER, SOYANLAR
20 
 Babaannem İle Hasbihaller - 1 -  (Ahmet Zeytinci)
Gülmece (Mizah)

Rahmetli babaannem çok sağlıklı bir insandı zamanında. Sekiz on yaşlarında namaza başlamış ve de ömrünün sonuna kadar; son bir iki senesi hariç beş vakit namazını kılmıştır. Dedem rahmetli, biz doğmadan çok seneler önce vefat etmiş, biz görmedik.




son gelen öyküler
Sevgi ve Arkadaşlık Hikayesi
İsa Kantarcı
Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık
Boğa Yılanı Aşk
İsa Kantarcı
Öykü > Aşk ve Romantizm
Okul Yolundaki Tank
Ömer Özyurt
Öykü > Başkaldırı
Balıkçılar
Ömer Özyurt
Öykü > Toplumcu
Arkadaşım Koltuk
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Az Evvel Otobüsten İndim
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Bayandan Az Kullanılmış
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Fırtına
YILDIZ AKA
Öykü > Bireysel
Büyümek
YILDIZ AKA
Öykü > Bireysel
Torunum
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Aşkın Yangın Gözleri
İsa Kantarcı
Öykü > Aşk ve Romantizm
Uzaktan Kumandan
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Niyazi Amca
Kamil Erbil
Öykü > Gülmece (Mizah)
Keriz
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Miras
Kamil Erbil
Öykü > Beklenmedik
Kardeşim...
Kamil Erbil
Öykü > Anı
Kapıcı
Kamil Erbil
Öykü > Anı
İki Hınzır Güvercin
Ahmet Zeytinci
Öykü > Gülmece (Mizah)
Kelebek
İsa Kantarcı
Öykü > Aşk ve Romantizm
İki Yalnız
İsa Kantarcı
Öykü > Aşk ve Romantizm
Siyah Yavru Sokak Kedisi
İsa Kantarcı
Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık

 


 



| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Okur Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | Okur Üyeliği | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Sahne Arkası |

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Eser sahipleri, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.