Bir klasik herkesin okumuş olmayı istediği ancak kimsenin okumayı istemediği eserdir. -Mark Twain |
|
||||||||||
|
Yıllar önce ABD başkanı A. Licoln oğlunun öğretmenine yazdığı mektupta ondan; şunları istemiştir. (...)Zaman alacak biliyorum, fakat öğrete bilirsan Ona; kazanılan 1 liranın bulunan 5 liradan daha değerli olduğunu öğret. (...) Eğer yapabilirsen, Ona kitapların mucizesini öğret. (...) Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan daha onurlu olduğunu öğret. Ona, kendi fikirlerine inanmasını öğret. Herkes Ona yanlış oduğunu söylediğinde dahi. Tüm insanları dinlemesini öğret. Fakat tüm dinlediklerini, erçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da öğret. Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğet Ona, Göz yaşlarının utanç olmadığını öğret. Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiç bir zaman kalbi ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.(...) Ve eğer kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik savaşmasını öğret. Tanrı mesleği olarak da kabul edilen bu kutsal mesleğin bir üyesi olarak, ismimizin sonuna getirilen, hoca, öğretmen ya da eskilerin tabiri ile muallim/muallime unvanlarının sorumluluk ve yüceliğine hepimiz sonsuza kadar layık ve sadık kalmaya yemin ettik. Hala göreve başladığı ilk günün heyecanı ve şevki ile öğretmenlik mesleğine devam ediyoruz. Eğitim evde başlayıp okulda devam eden ve hayat boyu süren bir kavram olduğunu anlatmaya gerek yok. Bu nedenle, okula başlayana kadar öğretmenlerimiz anne ve babamızdı. Okulda bu görevi öğretmenlerimiz yerine getirdi. Okul bittikten sonra ise belki amirimiz, belki de ustamız oldu öğretmenlerimiz. Fakat aradan yılar eçse de bize emeği geçen öğretmenlerimiz hafızamızdan silinmedi. Unutulmamalıdır ki tarihin akışın değiştiren liderleri, bilim ve sanat adamlarını da öğretmenler yetiştirdi. Sultan Alparslan'ı, Fatih Sultan Mehmet'i, Yavuz Sultan Selim'i, Mustafa Kemal ATATÜRK'ü. O öğretmenler ki Anadolunun Türk yurdu haline gelmesine sebep olmuş, stanbul'un Fethine manevi liderlik yapmış, atının ayağından sıçrayan çamuru cevher bilip sanduka örtüsü yaptırmış, hatta "aramızda fark olmalı" deyip "KEMAL" ismini önererek, tarihe Mustafa Kemal ATATÜRK olarak altın harflerle yazılmış niceleri. Bunun yanında Anadoluda cehalet savaşında okuluna giderken soğuktan donarak, öğrencileri üşümesin diye sınıfının sobasını yakaken, hatta kaleminden başka hiç bir silahı olmadığı bilindiği halde hain terör odakları tarafından adice katledilen şehit öğretmenlerimizin yaktığı meşale her zaman olduğu gibi "gücünü sevgi, barış ve bilimden alarak daha kuvvetli yanmaya devam edecektir. Sözün kısası, böylesin kutsal bir mesleğin üyesi olmaktan duyduğum onur ve gururu bana yaşatan, beni bu mesleğe yönelten ve yetişmemi sağlayan başta ailem olmak üzere, öğretmenlerime, her gün yeni bilgi ve tecrübelerini paylaştığım siz değerli meslektaşlarıma ve tabi ki öğrencilerime sonsuz teşekkürlerimle.
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © Recep UZUN, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |