..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir insan bir kaplanı öldürmek istediğinde buna spor diyor, kaplan onu öldürmek istediğinde buna vahşet diyor. -Bernard Shaw
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Sinema ve Televizyon > Ozan Bilmiş




28 Kasım 2014
Ahab'ın Saplantısı  
Berna'ya...

Ozan Bilmiş


Moby Dick romanın kötü kahramanı. Okyanuslarda ender görülen dev boyda bir beyaz balina. Hayatımda hiç beyaz balina görmedim. Aslında balina bile görmedim. Bir kaç yıl önce yunus görmüştüm ama o sayılmaz. Ben kaptan Ahab’ın yalancısıyım.


:AAGI:
Herman Melville’in Patagonya’yı gördükten sonra Moby Dick romanını yazdığını biliyormusunuz? Bilmesenizde pek bişey kaybetmiş sayılmazsınız. Ben de bilmiyordum çünkü. Laf olsun diye yazdım.

Moby Dick romanın kötü kahramanı. Okyanuslarda ender görülen dev boyda bir beyaz balina. Hayatımda hiç beyaz balina görmedim. Aslında balina bile görmedim. Bir kaç yıl önce yunus görmüştüm ama o sayılmaz. Ben kaptan Ahab’ın yalancısıyım. Gregory Peck’in üstün oyunculuğu ile hayat bulan tek bacak kaptan Ahab ile bacağını koparan balina arasındaki kovalamaca ve bitmez tükenmez bir kin ve nefret duygusunu Ahab’ın çoktan fezaya uçmuş aklı ve şuursuz saplantısı eşliğinde izler izleyici. Ahab’ın, aklını kaçırmış ve deyim yerindeyse kafasından eksilmiş tahtaları birleştirip kendine bacak yapmış hastalıklı kişiliği canlandırmak ciddi bir yönetim ve tecrübeli bir oyunculuk istiyor.Ben izlediğimde çocuktum. Tek hatırladığım ise filmin finali. Sonraları bir kez daha izleme şansı bulduğumda asıl canavarın balina değil Ahab olduğunu öğrendiğimde ise Ahab ve balina çoktan ölmüştü.

Ahab’ın balinaya duyduğu öfke aslında tutku ve intikamdan daha beter bir duygu. Çünkü balinayı avlamak, kopan bacağın intikamından çok daha fazlası. Denizlere hakim olmak ve bir canavarı avlayan usta bir denizci olmaktan da fazla. Melville’in romanı burada önem kazanıyor. Tabii filmde öyle. Ahab’ın bu uğruda tüm tayfasını ve gemisini feda etmesi, son ana kadar öfkesini gittikçe artan bir şiddette koruması ve bunu kendisini balinaya bağlayarak bir elinde zıpkınla balinaya büyük bir öfkeyle saplaya saplaya okyanusun dibini boylaması bende ne hikmetse bu öfkeye karşı bir tür hayranlık uyandırdı.

Kin çok tatlı bir duygu. Uğruna okyanus yakacak kadar tatlı. Öfke bir süre sonra bilinçaltında o kadar bencilce bir hal alıyorki intikam ve kin duygusunun asıl amacı unutuluyor ve bu iki duygu yerini yeni bir ruh haline bırakıyor: Tutkulu saplantı. Ahab’ın hali sanırım bu tanıma uygun. Çünkü balina ile aralarında olan kişisel düşmanlık, saplantının esaretinde birçok hayatı da felakete sürüklüyor. Okyanusta tek bir büyük memeliyi (önce balık yazdım sonra sildim) binlerce kilometrekarede adım adım aramak zaten başlı başına bir manyaklık. Melville denizci kökenliymiş bunu da bilmiyordum, bunu da laf olsun diye yazdım. Ancak bu tecrübesi bize romanda da filmde de denizcilerin hayatını göz önüne getirirken avantaj sağlıyor. Kısacası izleyici büyük okyanusun ortasında elde zıpkın sudan çıkmış balığa dönmüyor.

Melville’in Ahab’ı ve balinası, edebiyatta bir tür doruktur aslında. Çünkü imkansız olan bir avı edebi olarak yüceltirken imkansızlaştırmaz. Şöyle ki, sabah paçalarıma su sıçratan tır şöförüne Ahab gibi kin ve nefret duyup bütün ülkede elimde oklava ile arasam, bulsam ve kendimi tırın dorsesine bağlayıp oklava ile vursam, kimse olaya edebi gözle bakmaz. Aksine tırı sağa çekip bana tır dolusu dayak atarlar. İşte ebediyatın gücü buradan geliyor.

Ahab’ın bitmek tükenmek bilmeyen ve sürekli şiddetlenen kini ve saplantısı bana bir ölçüde Ridley Scott’un Cennet Krallığını anımsatıyor. Selahaddin’in Kudüs’ü yüzbin ceset uğruna aldıktan sonra ‘’Kudüs’ü aldın şimdi ne olacak’’ sorusuna ‘’hiç’’ cevabı vermesidir bu anımsatma.

Ahab balinayı öldürdükten sonra sağ kalsaydı kini yüzünden boşluğa düşermiydi bilmem, bence düşerdi.

Bu arada, Patagonya da hem çöl hem de kutup bölgesi varmış. Bunu biliyormuydunuz? Bilmesenizde pek bişey kaybetmiş sayılmazsınız. Ben de bilmiyordum çünkü. Laf olsun diye yazdım.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Taş Tanrı [Deneme]
Bunca Zaman Ne Yaptım [Deneme]
The Ofis [Deneme]


Ozan Bilmiş kimdir?




yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Ozan Bilmiş, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.