..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Cumhuriyet fikir serbestliği taraftarıdır. Samimi ve meşru olmak şartıyla her fikre saygı duyarız. -Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Toplumcu > Necmettin Yalcinkaya




26 Ocak 2012
Orada  
orada,baba,evlat,gevrek

Necmettin Yalcinkaya


Kadın gülümseyerek: ‘’Meraklanma canım’’ dedi. ‘’Bana bir şeycik olmaz’’ Başını kocasının omzuna yasladı. Adam simitten büyükçe bir parça kopardı, karısına verdi. Özlemle bakıştılar. Yaşlı adam sevinçten bir kez daha deliye döndü. Yüreği hafifledi ve bir kuş gibi havalanıverdi. Gözpınarlarına engel olmak istemedi. Ağlamaya başladı…


:AIBH:
Orada, mahkeme koridorlarında bekleşmek zordur; bıkkınlık verir insana…Yaşlı adam ilk kez böylesi bir yerde bulunuyordu; ağrına gidiyordu… Epey bir uğraştan sonra, aradığı yeri anca bulabilmişti. İyice emin olmak için, gözlüğünün camını silip, kapının üzerinde asılı duran tabelaya birkaç kez dikkatlice baktı: ’Bir Nolu Ağır Ceza Mahkemesi ‘ yazıyordu tabelanın üzerinde. ‘’Nihayet buldum!’’ diye içten içe sevindi. Buruk bir sevinçti bu. Telaşla saatine baktı: ‘’Duruşma saatine yarım saat kalmış …’’ diye mırıldandı kendi kendine. ‘ ‘’İyisi mi aşağıya inip bir simit alıp, onunla karnımı ile doyurayım’’ Öyle de yaptı...
Simitten kopardığı ufak bir parçayı ağzında çiğnerken, birden donakaldı. Karısı tam karşısında duruyor ve kendisine doğru gülümseyerek geliyordu. Ağzı dolu halde karısına çıkıştı:
‘’Sana demedim mi ben? ‘evde kal, gelme peşimden’ diye’’ Bağırdı adeta. ‘’Ya yine kalbin sıkışırsa? Ben sensiz ne yaparım sonra?’’
Kadın gülümseyerek:
‘’Meraklanma canım’’ dedi. ‘’Bana bir şeycik olmaz’’
Başını kocasının omzuna yasladı. Adam simitten büyükçe bir parça kopardı, karısına verdi. Özlemle bakıştılar.
Birlikte merdivenleri çıkmaya başladılar. Mahkemenin olacağı kata çıktılar, soluk soluğa. Nedense asansöre binme fikri akıllarının ucundan bile geçmemişti. Burada mantık aramak boşunaydı. İkisi de duygu yüklüydü, akıllarına estiklerini yapıyorlardı.
Koridorda tahta bir banka bıraktılar, yorgun bedenlerini. Adam bir sigara yaktı, karısına uzatmak istediyse de kadın nazikçe bu teklifi geri çevirdi.
‘’Söndür sigaranı!‘’ diye bağırdı bir görevli. ‘’Burada sigara içmek yasak!’’
Adam, sigarasından derin bir nefes aldıktan sonra, söndürdü sigarasını.
Mahkeme koridoru bir anda insanlarla dolup taştı. Uğultular yükseldi. Herkeste bir telaş bir acelelilik vardı. Yardım edecek birini arayanlar, tabelaları çözmeye çalışanlar, sağa sola koşturanlar… Koridoru arşınlayan ayakların üstlerindeki başlar, sağa sola hızla dönüyor, kapı üzerlerinde asılı duran tabelalara göz gezdirdikten sonra, içeriye; salonlara dalıyorlardı.
Birden koridorda bir bağrışma koptu. Yaşlı adam bağrışmanın geldiği yöne gözlerini dikip dikkatlice baktı. Jandarmalar öfkeyle kalabalığı yarmaya çalışıyordu. ‘’Yol açın! Yol açın!’’ Tüm gözler Jandarmanın arkasından gelen, elleri birbirlerine zincirlenmiş tutsaklara çevrilmişti. Tutsakların arkasında gene Jandarma vardı. Kimseye göz açtırmıyordu Jandarma, silahlarına sıkıca sarılmış ve elleri her an tetikteydi.
‘’Baba, anne, baba!’’ diye bir ses kopup geldi tutsakların arasından. Yaşlı adam oğlunun sesini tanımıştı. Ayağa fırladı oturduğu yerden, çevik bir hamleyle. ‘Oğlum, canım oğlum!’’ diye haykırıyordu. Kadın olanları izliyordu; şaşkındı, gözleri dolu, dudakları büzülmüştü. Dokunsalar ağlayacaktı oracıkta. ‘”Canım anam! Fedakâr anam!’’ diye bağırıyordu aynı heyecanlı ses. Ardını getiremedi. Jandarma sürekli olarak konuşmasını engelliyor, onu silahının namlusuyla dürtüklüyordu. Jandarmanın engellemesine karşın, havaya sıçrayıp kendini gösterdi yine de. Birkaç kez sıçradı, ona kelepçesi eşlik ediyordu, madeni sesiyle.
Kadın oğlunun kokusunu, nefesini hissetti. Ağlıyordu.
Mahkeme salonunun kapısı içerden aralandı. Mübaşir gözüktü. Elindeki listeyi okumaya başladı. İsimleri okunan tutsaklar içeri alındı. Tutuklu yakınları kapı önüne doluştu. Tüm çabalarına karşın içeriye sokulmadılar. ‘’Yasak kardeşim, yasak! Ablam yasak!’’ sesleri koridorda yankılanıyordu. Jandarmadan yardım istedi mübaşir. Jandarma yardımına koştu hemen; kapının önüne kendini siper etti adeta.
‘’Neden oğlum bizi içeriye almıyorsunuz?’’ diye sordu bir tutuklu yakını. Jandarma sesini yumuşatarak,
’’Teyze ‘‘ dedi.’’ Biz emir kuluyuz. Savcılar öyle istedi; ‘içeri alın’ deseler almaz mıyız?’’
Hem bahanesi hazırdı; salon küçük, tutuklu sayısı fazla, gizli oturum ya da tutuklu yakınlarının taşkınlıkları sebep sayılabilirdi.
Yaşlı adam ve kadın çaresizce tahta banka yeniden çöktüler. Acılarını ve sıkıntılarını yüreklerine gömerek… Gözleri çaresizce aralanmış, mahkemenin yapıldığı salona kilitlenmişti. İçerden çıkacak mutlu bir habere susamışlardı.
Yanlarından bir kadın hızla akıp geçti; kucağında bir bebek, sürekli viyaklayıp ağlıyordu. Yaşlı adam irkildi birden. Bebeğin acı feryatları ona oğlunu ansıttı; karısının ambulansla doğumevine taşınışını, koridorda saatler süren hummalı bir bekleyişini, bir biri ardına tutuşturduğu sigaralari, karısının çektiği doğum sancısı ve kendisinin dokuz doğurduğunu ve sonunda beyaz giysileri içinde güler yüzlü bir hemşirenin, ‘’ Müjde beyefendi bir oğlunuz oldu.’’ Deyişini aldığı haber karşısında sevinçte deliye döndüğünü bir film şeridi gibi ansıdı… Aradan otuz yıl geçmişti. Yüreği burkuldu, içi acıdı. Canı sıkıldı gözleri dolu dolu olmuştu.
Oğlunu gözlerinin önüne getirdi. Acıdı ona.’’ Ben mi babalık yapamadım oğul sana, yoksa sen mi iyi bir evlat olamadın bana?’’ diye sordu kendi kendine. Öfkelendi. Bir şeylere kızdı, küfretti içinden. Kalkıp bağırmak istedi. Vazgeçti korkuları ağır bastı. Bu nasıl bir düzendi böyle? Zengini yoksulu eziyordu hep. Özgürlük isteyeni içeri tıkıyordu. Bu nasıl bir devletti? Kendi gençlerinden korkuyor ve onlar için Darağaçları kuruluyordu… Bir anlam veremedi. Düşüncelere dalıp gitti. Karısı onu sarsmasa uyanamayacaktı belkide.
‘’Bey, bey ‘’ diye dürtükledi onu heyecanla. ’’Bak kapısı açılıyor salonun’’
Bakışları biraz sonra açılacak kapıya yoğunlaşmıştı. Tutuklular ikişer ikişer çıkmaya başladılar içerden. İki kişi bir tek kelepçe ile bağlanmıştı bileklerinden.
‘’Anne, baba!” diye bağırıyordu oğulları. ’’Ben ve beş arkadaşım Tahliye olduk!’’
Kadın heyecandan kocasının üzerine abandı,
‘”Buradayız oğlum’’ diye bağırmaya başladı. ’’Anan senin yoluna kurban olsun!’’
Yaşlı adam sevinçten bir kez daha deliye döndü. Yüreği hafifledi ve bir kuş gibi havalanıverdi. Gözpınarlarına engel olmak istemedi. Ağlamaya başladı…



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumcu kümesinde bulunan diğer yazıları...
Yeni Bir Gün, Yeni Bir Umuttu Onun İçin…
Mendil Sen Kokuyordu
Töre ve Zulüm/ Bölüm 4
Töre ve Zulüm/ Bölüm 3
Töre ve Zulüm/ Bölüm 5
Töre ve Zulüm/ Bölüm 2
Töre ve Zulüm/ Bölüm 7
Töre ve Zulüm/ Bölüm 6
Töre ve Zulüm/ Bölüm 1
Bilinmeze Doğru

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kısa Bot
Toprak Kokusu
Sahile Vuran Kelebek
Anamdan İnciler/ Anamın Entarisi
Kömür Gözler
Balik ve Melisa
Bir Gün Mutlaka!
Böcek
Anamdan İnciler/ Topal Fayansçı
Anamdan İnciler/ Azrail Sorarsa

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Yanım Eksik Kalır [Şiir]
Alıp Getirmeli Seni Bana [Şiir]
Göğü Kucaklamak [Şiir]
İnadım İnad İşte... [Şiir]
Susturamam [Şiir]
Sana Koşarken [Şiir]
Yapayalnız Bir Başıma [Şiir]
Resmine Baktıkça [Şiir]
Bu Gece... [Şiir]
Sırası Mıydı? [Şiir]


Necmettin Yalcinkaya kimdir?

1960Sarıkamış doğumlu. 1977-78 İzmir Namık Kemal Lisesi Edebiyat mezunu. Ozan Yayıncılıktan 12 Eylül’de Çok Güldük Netekim! Mendil Sen Kokuyordu ve Stres Bileziği ve On Çocuktuk Anı/Öykü. Çeşitli dergi ve sitelerde öykü, şiir yazarlığı. Ayrıca Edebiyatbahcesi. net sitesinin kurucu emekçisiyim. Yürüyüş, sinema, tiyatro ve olta balıkçılığı hobilerim var. Yazmayı ve okumayı seviyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Tolstoy,Ahmed Arif, Nazim hikmet, Cengiz aymatov,


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Necmettin Yalcinkaya, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.