..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Küle değil, ateşe üflemelidir." -Divanü Lügat-it Türk, Savlar
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Anı
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Çınkı.
Servet Alkan
Şiir > Kent

Sevdiğim Sevdiceğim Şöyle edelim; Sizde yiyip içelim (Aşk Denizinde) Bir parça mavinin önünde… Burrito,Naneli ayran,Közlenmiş mısır Yoksul filozof yemek düşünürmüş hatti-zatında O iş sende,kesinlikle sende…Romalı burunda. Safkan Sarıda… Mesarifler sana ait; Hökömet çalışanlarına bakıyordur herhal… Bizde Sevişelim (Ayrılık Vadisinde) Bir dağ evinin vahşi gölgesinde O iş bende,kesinlikle bende..,kıvrak kelimelerde. Dominant yeşilde…

[DEVAMI]

 

 


 

 




Arama Motoru


• İzEdebiyat > Öykü > Anı
 Bir Salgın Sendromu  (Özgür Yenigün)

Ekin ektim Guracı’ya Yoldurmadım Deli Hacı’ya Gel dedim de Hanım Bacı Niye gelmiyon
 Kiraz Mevsimi - 2  (Safiye Karaağaç)

Micheal her zaman ki gibi zamanında yetişmişti. Beyefendiyle konuştuğumuzu görünce devreye girdi ve ben uykumun geldiğini söylerek uzandım. Delikanlı buralarda bir yerlerdeydi. Onu bulacaktım. Kalbimin atışlarından hissediyordum. Ya o beni bulacak ya da ben onu bulacaktım. Bu arada rüyamda gördüğüm kiraz ağaçları Çin’de değil Japonya’da bu mevsimde olurmuş. Google amcadan öğrenmiştim. Uykuya dalarken delikanlının gözleri gözümün önüne geliyordu ve beni bul diyordu sanki.
 Güzel Bir İnsan Patates Kızartması ve Gazoz  (Ahmet Zeytinci)

Ortaokula gidiyorken hafta sonları anneanneme gidiyoruz dendi mi benim yüreğim adeta coşku dolar pır pır eder, yerinden çıkacakmış gibi olurdu... Rahmetli dedemi de tabi ki çok severdim, ama onu da erken kaybettik. On iki yaşındaydım, son bir kere hastanede görmek nasip olmuştu, o da, sevgili tonton dedemde benim unutulmazlarımdandır tabi ki... Ona da rahmet diliyorum... Şimdi onun soyadını mütevazı firmamızda yaşatıyoruz...
 Emir Allah'ın  (Esma Uysal)

Duydu mu Ceylan? Duymadı belli ki, duyduysa bile bunu belli edecek bir damlacık mecali kalmamış. Araba yolun kıvrımından dönüp te kayboluncaya kadar saçları sulara salınmış bir söğüt dalı gibi olduğu yerde kalakalıyor. Kulaklarındaki ses sürekli kendini yenileyerek halka halka bütün yeryüzünü kuşatıyor sanki ‘Emir Allah’ın’.
 Kiraz Mevsimi  (Safiye Karaağaç)

Elimdeki haritadan nerde olduğumu bulamıyordum… Bahçesi güzel evin kapısını çalsam mı diye düşünürken açılan kapı ve yüreği ağzında ben… Hayır diyordu içimden bir ses… Bu gözleri ben bir yerden hatırlıyorum… Rüyamda aylar önce gördüğüm ve ağlayarak ayrıldığım kişinin aynısıydı karşımda samuray kıyafetleri ile duran kişi… Ben kapıyı çalmadan kapı açılmış ve sinirli gözlerle bana bakıyordu delikanlı… En sevimli halimi takınmayı huy edinen ben şirin bir İngilizce cümle kurduysam da cevap gelmedi… “Türkçe lütfen” dedi…
 Lahmacun  (Hakan Yozcu)

Cama yaklaşıp içeriye göz attım. Kimse görünmüyor. Yan tarafa doğru yürüyüp birileri var mı diye bakmaya başladım. Gerçekten kimse yok. Tekrar ön tarafa gelip kapıya yaklaştım. Cama hızlı hızlı birkaç defa vurdum. Yok. Allah’ın bir kulu görünmüyor. Bu defa biraz daha hızlı vurdum. Tam umudu kesmiştim ki içeriden genç bir bayan çıktı:
 Kıbrıs Ada Kışı  (Hakan Yozcu)

O gece, telefonum çaldı. Hiç tanımadığım, bilmediğim bir bayan: “Ben, Emel” dedi. Kostüm sorumlusuymuş. Benden, bedenim, kilom, ayak numaram gibi bilgileri istedi. “Kostümlerinizi hazırlayacağım. Pazar günü görüşürüz” dedi. Heyecanım gittikçe artmaya başlıyordu. Şaka gibi başladığım bir olay gerçek mi oluyordu? Yoksa rüyada mı idim? Biraz sonra bir telefon daha: “Rejiden arıyorum. Size rollerinizi
 Kısa Bot  (Necmettin Yalcinkaya)

Dolmuştaydım; günün yorgunluğu vardı üzerimde. Hafta sonu olduğu için trafik ağır ilerliyordu. ‘İnip yürüsem eve daha erken varırım,’ diye düşünüyordum ama yürümeye takatim yoktu.
 Süsen, Hanımeli ve Anarşist Ruhlu Kız  (Gülgün Baltacı)

O'nun düşünü kurduğu minik bir leydi olmadım, içimde yaşayan ve her fırsatta ortaya çıkardığım anarşist ruhlu bir kız ve gereksiz tüm kuralları çiğnemeye her an hazır bir kadın oluverdim.
10 
 Eski bir pişmanlık hikayesi  (pelin onay)

sevginin kanatlarına yapışın..adınızın eski bir pişmanlık olmasını istemiyorsanız..
11 
 Biz Kaç Kişiydik?  (Ersin KURT)

İnsanın mutlu giden günlerinde, ''rahat batması'' tabirine uygun olarak inatla mutsuzluğa giden yola sapmasını anlatan bir öykü.
12 
 Ölü - M - Cül  (ÖzgeCan)

'Elveda' demiyorum melek çocuk; sadece... tekrar buluşuncaya kadar 'hoşçakal'....
13 
 Bir Hüzün Hikâyesi  (İbrahim Kilik)

Bir billur hayaldin sen efsaneydin dünyada/ Gözünün rengi bize sevmeyi öğretti hep/ Veda edip gittin ya hep geliyorsun yâda/ Senin hazin gidişin bizde gussaya sebep….
14 
  Sen Bir Garip Çingenesin / Nene Gerek Gümüş Zurna !  (Kâmuran Esen)

Acaba yayınevleri ile nasıl anlaşma yapılır? Onların anlaşma yaptıkları şair ve yazarların özellikleri nelerdir? Yenilere neden hiç şans tanınmaz? İllâ ki ünlülerin mi kitapları yayımlanır?
15 
 Çocukluk Anılarım  (mehmet avcı)

Düşürmedi de.! ama o refleksle bana “oğlum sen büyüyünce ben yaşlanmış olacağım. Sen de beni böyle omuzlarına alacak mısın” dedi. Nasıl aklıma geldi ise, “büyüyünce bende oğlumu omuzuma alacağım” dedim. Ve bugün o söz aklıma düştü.....
16 
 Çokça Pınarın Başındayım  (Yûşa Irmak)

Gümüşkent köyünün Ağdaş bölgesinde pınarın kenarındaki beton bankların birine oturmuş, seni bekliyorum. Yaşı kırklara karışmış bir adamın, yirmi yaşındaki çocuk kederlerini, sevinçlerini yaşaması ne demektir, diye derin derin düşünüyorum: Belki bir ayrılık hadisesi, belki bir sevgisizlik ya da bir aşka geç kalma hadisesi. Belki de bir nevi sevinçleri, kederleri, hazları çocuklukla birlikte uzatma temayülü. Fakat bu uzayan kış, yazın gelmeyeceğine alamet değildi. Evet bu sene yaz müthiş güzel olacak, yolların etrafını çevreleyen tüm boş arazileri yeşilliklere boyayacak…
17 
 Gökçeada 3  (seyfullah ÇALIŞKAN)

aleköy sahilindeki askeri kampın gerisinde karadut ağaçları vardı. Denizden çıkıp karadut ağaçlarına tırmanıp bol bol dut yedik. Karadutun tadını bilenler ağaca çıkan kişinin temiz kalmasının mümkün olmadığını da bilirler. Önce korunmaya çalıştık. Ama olmadı, baktık hepimizin bir yerleri boyanmış. İlerleyen dakikalarda işin çivisi kendiliğinden çıktı. Baktık ki temiz kalamıyoruz hepimiz kendimizi karadutla boyadık.
18 
 Sandıkta Kalan Anılar  (Yeter Özhal)

Bir kütüphane yapımı için sosyal sorumluluk projesidir. Her kitap okuyucusunun yardımlarını bekliyorum.
19 
 "Kuzucuk Köyü"nde Sabah Kahvesi  (Hakan Yozcu)

Küçük, temiz ve şirin bir yer “Barış’ın Yeri.” Burasını, belediye açmış. Hakan, “Ben çalıştırıyorum burasını” diyor. “ Genelde hafta sonları hizmet veriyorum. Sabah erkenden gelip açıyorum. Erkenci müşterilerim var. Gelip kahve içerler. Döner veya kebap yerler. Öğleye doğru da kapatırım” diyor…
20 
 Umutların Bittiği Yerde  (Oktay Kocagöz)

Çok yalnızım çokluğun içinde. Çok zor oluyor çokluğun içinde yalnızlık. Ne beni ben de ara artık ne de uzakta. Ben senin kalbindeyim, sarıl bana iki elinle kucakla.

1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 
31 32 33 34  Sonraki Sayfa




son eklenenler
Lahmacun
Hakan Yozcu
Öykü > Anı
Seyyar Sevici
Ersin KURT
Öykü > Anı
Bir Anı
mehmet avcı
Öykü > Anı
Posta
Hakan Yozcu
Öykü > Anı

 


 


Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.