Dünya hayal gücünün tuvalinden başka birşey değildir. -Henri David Thoreau |
|
||||||||||
|
Filmi ikinci bir ‘Geceyarısı Ekspresi’ olarak nitelersem pek büyük bir yanlış yapmış sayılmam. Türkler yol kesen, her fırsatta kalleşlik yapan, arkadan vuran, kadınlara tecavüz eden başıbozuk adamlar. Başıbozuk kelimesi Rusça filmde Türkçe olarak kullanılıyor. Filmdeki başıbozuklardan biri eğerine kesik bir baş bağlamış, biri öldürdüğü adamların kulaklarını kesip, ipe geçirip boynuna asmış, kulak koleksiyonu yapıyor. (Ne yazık ki sonuncusu Şu 'ÇılgınTürkler' kitabından öğrendiğime göre gerçek. Akıncı geleneği diyor kitp bunun için) Bir Türk Rusların arasına casus olarak giriyor ve akla gelecek her türlü kötülüğü yapıyor. O yıllarda düşmandık, evet ama bu yıllarda çevrilen bir filmde izleyiciye biraz farklı bir etki verilmesini beklerdim. Çünkü Ruslarla 91 yıldır savaşmıyoruz ve belli bir anlaşmazlığımız da yok. Hasım olabiliriz ama biz kalleş hasım değiliz. Böyle tanıtılmak hiç hoşuma gitmedi. Bizi kalleş olarak tanıtan filmciler, film için Türkiye’ye gelmişler ve bazı sahneleri İstanbul’da çekmişler. Bir de bir kandil gecesinde camide okunan dualardan alınan Türkçe bir metin var. İmam konuşurken içinde “Aziz Cumhuriyetimizin…” sözü geçiyor. Yani dua yeni okunmuş ve film için bir camiden hırsızlık yapmışlar. Diğer bölümlerde Geceyarısı Ekspresinde olduğu gibi yine Ermeni, Rum şiveli adamlar Türkçe konuşuyorlar. Yazık, üzüldüm. Bir de filmin başlarında Türkiye’ye sık sık gelip konserler veren Bosna’lı Boşnak Goran Bregoviç’in Ederlezi’si (Hıdırellez) çalıyor. Bu müzik zaten yine Bosna’lı Emir Kustarica’nın Çingeneler filminde kullanılmıştı. Ne alâka anlayamadım. Bu filmin olumsuz etkisini dengeleyebilmek için ‘Plevne Meydan Muhaberesi’ni okudum. Yazarı Alman asıllı bir İngiliz, Yüzbaşı Von Herbert. Bu adam macera tutkusuyla genç yaşta ülkesini bırakıp İstanbul’a gelmiş, Osmanlı ordusunda eğitim görmüş ve görev almış. Plevne savaşına katılmış, yaralar almış ama ölmemiş. Türklere bölük komutanlığı yapmış. İlginçtir, o zamanlar Avrupa’dan pek çok kişi gelip Osmanlı ordusunda görev yapmışlar. İmparatorluğun tam ‘hasta adam’ zamanları. Birçoğu savaşta ölmüş. Plevne, şimdiki Bulgaristan-Romanya sınırında fazla büyük olmayan bir kent. Fakat bölge stratejisi bakımından çok önemli bir konumda. Öyle ki buradaki yenilgiden sonra Osmanlı İmparatorluğu hem Avrupa defterini kapıyor hem de çöküşte son sürece giriyor. Ankara’nın önemli semtlerinden birine adını vermiş olan Gazi Osman Paşa, burada kendisinden kat kat üstün Rus ve Romen ordusunun önünde aylarca direniyor, başarılar kazanıyor. Başlıca dört savaş oluyor. Türkler üçünü kazanıp sonuncusunu kaybediyor. Sürekli savunma durumunda ve az sayıda oldukları için bir kez yenilmek yetiyor. Rakamlar orada nasıl bir mücadele verildiğini ortaya koyuyor. Kitaptan öğrendiğime göre Rus Batı ordusu olarak isimlendirilen ordunun toplam kuvveti, 1877 Aralık ayında yani savaş bittiğinde 204 tabur, 154 süvari bölüğü, 694 top, yani 190 000 kişi idi. Ayrıca Plevne’yi kuşatan 132 tabur, 66 süvari bölüğü, 482 top, yani 130 000 daha Rus askeri vardı. Ayrıca Romen ordusu vardı. Peki Osmanlı ordusu ne kadardı? Bütün savaş boyunca alabildiği takviyelerle en güçlü zamanında 84 piyade taburu, 25 süvari bölüğü, 12 Çerkez bölüğü, 3 istihkâm bölüğü, 1 tabur gönüllü piyade, bir bölük gönüllü süvari, 96 top, yani 48 000 kişi. Yaklaşık olarak 6 Rus’a karşılık 1 Osmanlı askeri. Buna rağmen Osmanlıları Ruslar değil, açlık, hastalık, yokluk yenmiş. Güney den Sofya’ya ulaşan yol kesilince yiyecek ve ilaç alamamışlar. Destek güçler gelmemiş. Söylendiğine göre Padişah II. Abdülhamid Gazi Osman Paşa’nın ününü kıskanmış. Ne hayatlar yaşanmış, ne hayatlar yok olmuş… Bu savaşlarda 30 000 Osmanlı, onun iki katı kadar Rus askeri ve 20 000 kadar sivil ölmüş. Bugün o topraklar Bulgaristan devletinin egemenliğinde. Rusya yeniden büyük devlet olma çabası içinde ama bunca büyüklüğüne rağmen bocalıyor. Osmanlı İmparatorluğu yıkıldı ve yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti borç içinde yüzüyor. Sonuç olarak hiçbirimiz için durum parlak değil. Hiç istemem ama gelecekte bir çatışma söz konusu olursa yine aynı şeyler olabilir. Burada daha çook Gazi Osman Paşa var. Ancak doğru olanı da yazmak zorunda hissediyorum kendimi. ‘Şu Çılgın Türkler’i okumuş olanlar bilirler. Kurtuluş savaşı sırasında bir Rus Kaptan ve onun güzel kızı sayesinde bir defada 300 ton ağırlığında silah ve mühimmat İstanbul’da ki depolardan Ankara’ya kaçırılabildi. Aynı olayda Pandikyan Efendi’nin de büyük katkısı vardı. Anadolu’da trenle cepheye kim asker taşıdı dersiniz? Ermeni ve Rum makinistler. Savaş boyunca komünist diye yerden yer vurduğumuz Bolşevikler, Sovyetler Birliği, yani Ruslar bize en büyük yardımı yaptılar. Onlar sayesinde ateşlenecek topumuz tüfeğimiz oldu. Onlar sayesinde doğudaki askerler batıya, Yunanlılarla savaşmaya gidebildi. İnsan tepkisi işte böyle oluyor. İyi niyetle yaklaşana iyi niyet, kötü niyetle yaklaşana kötü niyet. Plevne Savaşı kitabının yazarı İngiliz Osmanlı subayı Von Herbert savaştan ve bir süre esaretten sonra İngiltere’ye dönüyor ve İngiliz ordusuna giriyor. Kitabın yazıldığı 1911 yılında henüz büyük savaş başlamamış. Bu kişi ne kadar Osmanlı ordusunda görev alıp canını ortaya koymuş olsa da İngilizdir. İngilizler yazdığı kitaptan ve bilgisinden Osmanlı Ordusu hakkında epeyce şey öğreniyorlar. 19.Nisan.2006
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © Mehmet Sinan Gür, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |