..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Zamanı gelen bir düşüncenin gücüne hiçbir ordu karşı koyamaz. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > İlişkiler > Aysel AKSÜMER




28 Şubat 2011
Ruhumuzun Buzlu Camı  
Aysel AKSÜMER
Bazı kapıların zili veya tokmağı yoktur. Ya da açıp kapamaya yarayan tutma kolu. İnsanın ruh âlemini buna örnek olarak gösterebiliriz. Herkes kendi yönetim merkezinin patronudur. Bunu derken maaşımızı veren kurumdan vs. bahsetmiyorum. Tamamen her çeşit duygumuzun örgütleştiği, karar mekanizmamızın sürekli işlediği kendimizden yola çıkıyorum.


:AGHD:
Bazı kapıların zili veya tokmağı yoktur. Ya da açıp kapamaya yarayan tutma kolu. İnsanın ruh âlemini buna örnek olarak gösterebiliriz.

Herkes kendi yönetim merkezinin patronudur. Bunu derken maaşımızı veren kurumdan vs. bahsetmiyorum. Tamamen her çeşit duygumuzun örgütleştiği, karar mekanizmamızın sürekli işlediği kendimizden yola çıkıyorum.

İstersek sabaha kadar fikir üretiriz, istemezsek yerimizde sayarız. Günümüzdeysek eğer ruhumuza komşu buluruz, değilsek tek bir sese bile tahammül edemeyip saf dışı ederiz.

Düşüncelerimiz bize tapuludur. Ağzımızı kapı olarak kabul edersek, ses olarak dışarı çıkmışsa bir kere o andan itibaren topluma mal olmuş demektir. Sert çıkışlar yaparsak; kapımızı bir daha çalan olmaz, çok taviz verirsek bu sefer de yol geçen hanı gibi olur. Önüne gelen karışma yetkisi bulur kendinde.

Çok konuşmak da yağlanma dönemi gelmiş kapıya benzer. İkisi de inanılmaz gıcık eder insanı. Ne yazık ki sözkonusu olan insansa, pamuğa yağ döküp ağzına da süremeyiz.

Bazı kapılar dışarı açılmaz hiç. Örülmüştür duvar gibi. İçine kapanık insanları onlara benzetirim. Kilit vurur yüreğine, mühür vurur dudaklarına, erir gider içinde gün be gün.

Mevsimi yoktur ruhumuzun. Dışarıda güneş açarken bakarsınız biz de batar. Bazen de kapalı havada sebepsiz açarız.

Bazı kapıların buzlu camları vardır. Dışarıdan bakılınca içeride olup biteni net olmasa da görürsünüz. Işığı bir şekilde dışarı verirler.

Yüzümüz de iç dünyamızın buzlu camı gibidir aslında. Meteorolojik durumumuzu; yağmur biriktiren bulutlara benzeyen gözlerimizdeki hüzün veya yaşlar ya da gül gibi solan, kireç gibi beyazlaşan, pancar gibi kızaran yüzümüz belli eder. Hele dudaklarımız; kâh titrer, kâh güler.

Geçmişimizi sorgulayıp hatalarımızdan dersler çıkarırken geleceğe yönelik de durmadan planlar yaparız. Ülkeyi yöneten cumhurbaşkanı, başbakan kadar mesul hissederiz kendimizi.

Yıllık değil bazen günlük planlar yaparız. Alınacaklar, verilecekler, atılacaklar diye. Bazen de kendimizi öyle bir harcarız ki. Değmişse ne âlâ ama değmemişse üzüntüden kahroluruz.

An gelir kendimizi nerede kaybettiğimizi bile hatırlamadığımız bir şemsiye gibi unuturuz. Önceliklerimizi başkalarına veririz. O kadar kaptırırız ki karşımızdaki de bizi unutur. İşte o zaman hatamızı anlarız.

Eşimiz, çocuklarımız, anamız, babamız hepsi için düşüncelerimiz vardır. Sağlıklarını, geleceklerini takarız kafamıza. Onların mutluluğu bizim mutluluğumuz, üzüntüleri bizim üzüntümüz olur.

Darbeler yaşarız; tanksız, tüfeksiz. Tokat gibi, tokmak gibi iner yüreğimize. Çarşaf gibi denizde bile fırtınalara yakalanırız. Kaptanı biziz! Ya batarız ya da karaya çıkarız.

Velhasılı; içimiz ne ise dışımız da o olmalı diyorum. Güzel düşünceler güzellik doğurur, kötü düşünceler ise hayatı zindan eder. Dünyayı yaşanır kılmak tamamen bize bağlı. Gözlerimiz gerekirse çirkini bile güzel görmeli. Çünkü nasıl bakarsak öyle görürüz.

Madem geldik dünyaya mümkün olduğu kadar yaşanılır hale getirmeliyiz ki hem kendimiz hem çevremizdekiler mutlu olsun. Bu da tamamen ruh sağlığımızı korumamıza bağlı.

Küçük şeyleri dert etmemeli, büyük şeylerle karşılaşınca Karadenizde gemilerimizi batırmamalıyız. Her yeni gün yeni bir kapı açar. Umutlarınız hep yeşil kalsın.

Sevgilerimle...

Aysel AKSÜMER

.Eleştiriler & Yorumlar

:: katılıyorum
Gönderen: Aysel AKSÜMER / , Türkiye
2 Mart 2011
Mevsimler gibi insanların da iklimi değişiyor maalesef. Teşekkürler anlamlı yorumun için. Sevgilerimle...

:: yeşil kalsın
Gönderen: Aysu / , Türkiye
2 Mart 2011
bazen batıyorum ruhumla bazen çıkıyorum ,kirlendikçe dünya sığınıyorum kendime ,kendimi korumak için ve dünyayı düşümde....




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın İlişkiler kümesinde bulunan diğer yazıları...
İçimizdeki Yangın Merdiveni
Pişmanlık Demlendikçe Koyulaşır
Sorgulanan Hayat
Sevgi
Duygu Komşuluğu
Tül ve Gül
Hayatın Yapraklarını Çeviriyorum
Sönmeyen Işık
Engeller
Yaşamak Hünerdir

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hayal Fidanları
Gel Tezkere Gel
Yürek Kaşığı
Sevgililer Günü
Ruh Tembelliği
İlk Beyaz ve Sonrası
Yok Artık
İlk Yaş Günü
Öğretmenler Günü
İç Dünyamız

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Gelişi Güzel [Şiir]
Global Yalnızlık [Şiir]
Deliksiz Suskunluk [Şiir]
Kırık Bir Aşk [Şiir]
Yürekten Dökülen Dostluk Tanesi [Şiir]
Doğaya Karışmak İstiyorum [Şiir]
İstanbul Düşü [Şiir]
Erik Ağaçları [Şiir]
Bohçadaki Sözler [Şiir]
Geceler [Şiir]


Aysel AKSÜMER kimdir?

Halkla İlişkiler mezunuyum. Devlet memuru emeklisiyim. 2 evlat sahibiyim. Ankara'da yasiyorum. Bir Oyku Kadar Kisa Bir Roman Kadar Derin Hayatlar isimli oyku kitabinin yazariyim.

Etkilendiği Yazarlar:
Orhan Veli KANIK, Reşat Nuri GÜLTEKİN, Anton Çehov


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Aysel AKSÜMER , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.